birleşme

n. union, joining, coalition, cohesion, conjugation, accord, alliance, association, coalescence, concrescence, concretion, conjunction, copulation, fusion, hookup, incorporation, integration, joinder, juncture, meeting, merger, reunion, unification
* * *
1. coalescence 2. combination 3. conjunction 4. consolidation 5. entegration 6. intercombination 7. intercourse 8. junction 9. merger 10. unification 11. joining (n.) 12. merging (n.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • birleşme — is. Birleşmek işi Birleşme aşkın mezarıdır, iftirasını nasıl yalana çıkardıklarını anlatıyordum. Ö. Seyfettin Birleşik Sözler birleşme değeri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşme değeri — is., kim. Basit bir cismin bir atomu ile birleşebilecek olan hidrojen atomlarının en yüksek miktarı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Гюльмамедов, Дашгын — Дашгын Гюльмамед оглы Гюльмамедов Daşqın Gülməmməd oğlu Gülməmmədov داشقین گول‌محمداو დაშგინ გიულმამედოვი …   Википедия

  • asgari müşterek — is., ği, Ar. aṣġar + muşterek Herkes tarafından kabul edilen nokta, üzerinde anlaşmaya varılan husus, uyuşulan konu, ortak payda Tartışmaların verimli olabilmesi, yararlı bir yere varılabilmesi ancak uyuşma ile, eski deyimiyle asgari… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bıngıldak — is., ğı Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bileşke — is. 1) Bir araya gelme, toplaşma, birleşme İkisinin bileşkesinden doğacak cehennemse, birkaç yıl sonra Avrupa nın genel görünümüne dönüşecektir. S. İleri 2) fiz. Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşebilmek — nsz Birleşme imkânı veya olasılığı bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşilmek — nsz Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşim — is. 1) Birleşme işi 2) Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları, inikat 3) biy. Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bozuşukluk — is., ğu Bozuk durumda, karşılıklı bozulma içinde Bunlar daima bozuşukluk içinde kalacaklar, hiçbir zaman ve hiçbir gerçek üzerinde aralarında birleşme olmayacaktır. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • değer — is. 1) Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet 2) Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha 3) Yüksek ve yararlı nitelik 4) Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse 5) fel. Kişinin isteyen,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.